MEDENİ YARGILAMA USULÜNDE ASLİ MÜDAHALE

MEDENİ YARGILAMA USULÜNDE ASLİ MÜDAHALE

Yayın Başlığı

MEDENİ YARGILAMA USULÜNDE ASLİ MÜDAHALE


    İki kişi arasında görülmekte olan bir dava devam ederken üçüncü bir kişinin dava konusu üzerinde hak sahibi olduğu iddiası ile davalıları derdest davanın davacı ve davalısı olmak üzere aynı mahkemede yeni bir dava açmasına asli müdahale denilmektedir[1]. Asli müdahale her ne kadar geçmişten günümüze uygulama alanı bulmuş ve TMK m. 713 ve Kadastro Kanunu m. 26 da ifade edilmiş bir dava türü olsa da ilk defa HMK ile usul hükümlerinde düzenlenmiştir[2]. HMK m. 65’ e göre; “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir”. Hükümden de anlaşıldığı üzere asli müdahale ayrı bir dava olarak ilk davanın görüldüğü mahkemede açılmaktadır. Bu yolla davalar birleştirilerek her iki yargılamadan birlikte yürütülebilmektedir.

    Aslî müdahale davasında davacı, görülmekte olan ilk davanın konusu üzerinde kısmen veya tamamen hak iddiasında bulunan kişi; davalı ise ilk davanın davacısı ve davalısı olup bunlar arasında şeklî mecburi dava arkadaşlığı söz konusudur[3]. Görüldüğü üzere asli müdahalede davanın iki tarafı vardır. Bu sebeple asli müdahale esasen üçlü bir ilişkiden ziyade iki taraflı bir dava ilişkisini meydana getirmektedir.

    Asli müdahalenin amacı; derdest bir davanın konusu üzerinde hak sahibi olduğunu iddia eden üçüncü kişinin fer ’i müdahale ile sağlayamayacağı yargılamada kendi adına hüküm kurulamaması durumunu iyileştirerek, gerçeğin ortaya çıkarılması, davaların birlikte yürütülmesi sayesinde çelişkili karar verilmesinin önüne geçilmesi ve usul ekonomisine katkı sağlamaktır[4]. Ayrıca HMK 65/ 2’ de  “Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.” şeklinde hüküm kurularak hâkimin davaların birleştirilmesi hususundaki takdir yetkisi de kısıtlanmıştır. Bu bağlamda hâkim, ilk davayı aslî müdahale davası bakımından bekletici sorun yapabilir[5].

    Asli müdahale yalnızca çekişmeli yargıda değil çekişmesiz işlerde de mümkündür[6]. Her ne kadar çekişmesiz yargı işlerini dava olarak nitelendirmek mümkün değilse de çekişmesiz yargıya konu olmuş bir işe karşı üçüncü bir kişinin hak talebinde bulunmasıyla asli müdahale mümkün olacak ve iş çekişmesiz yargıya konu olmaktan çıkıp çekişmeli yargı uyuşmazlığı haline gelecektir.

    I.            Asli Müdahalenin Şartları


    Asli müdahale amacıyla açılan davalarda yargılama yapılabilmesi için, HMK kapsamındaki genel dava şartlarının yanı sıra asli müdahaleye özel dava şartlarının da bulunması gerekmektedir. Bu sebeple hâkim tarafından, asli müdahale talebinde bulunan üçüncü kişinin dava dilekçesi incelenirken şu hususlara da dikkat edilecektir;

    1)   Görülmekte(Derdest) Olan Bir Dava Olmalı

    Asli müdahale davası açabilmek için öncelikle asli müdahale talebinde bulunacak kişinin hukuken korunan bir veya birden fazla menfaatini etkilemesine rağmen tarafı olmadığı derdest bir dava ya da çekişmesiz yargı işi bulunmalıdır[7]. Bu sebepledir ki gerek dava gerekse çekişmesiz yargı işleri arasında yer almayan delil tespiti, dava açılmadan önce talep edilen geçici himaye tedbirleri bakımından asli müdahale mümkün değildir[8]. İcra Mahkemelerinde görülen şikayet ve itirazın kaldırılması yargılamalarında da söz konusu yargılamaların dava mahiyetinde olmadığı gerekçesi ile asli müdahalenin söz konusu olamayacağı düşüncesi doktrinde mevcuttur[9].

    HMK m. 65’ de asli müdahale talebinin hüküm verilene kadar yapılabileceği ifade edilmiştir. Ayrıca HMK m.357’ de de istinaf aşamasında davaya müdahale olmayacağı kesin bir şeklide ifade edilmiştir.  O halde asli müdahale de, davaya müdahale davanın ihbarı gibi nihai karar verilene kadar söz konusudur[10] ve kanun yolları aşamasında asli müdahale mümkün olmayacaktır. Nitekim Yargıtay’ın da temyiz yoluna başvuru üzerine asli müdahalenin talep edilemeyeceğine ilişkin kararları mevcuttur[11].

    Bir dava ancak usulüne uygun bir dava dilekçesinin mahkemece kabulü ile derdest olabilir. Bu sebeple dava dilekçesinin mahkeme kayıtlarına geçtiği tarih itibari ile asli müdahale mümkündür. O halde dava dilekçesinin davalı tarafa tebliği beklenmeden asli müdahale davası açılabilecektir. Dava dilekçesi henüz kaydedilmeden yahut mahkemece reddedildikten sonra asli müdahale davası açılmışsa o halde bu dava asli müdahale değil müstakil bir dava olarak kabul edilecektir. Aynı şekilde yargılamayı sonlandıran sulh, feragat, kabul gibi taraf usul işlemleri de derdest bir davanın varlığını ortadan kaldıracağından bu tarih itibari ile asli müdahale davası ilk davadan bağımsız ayrı bir dava şeklinde görülecektir[12].

    2)  Dava Konusu Üzerinde Hak İddiası Olmalı

    HMK m. 65 gereğiAsli Müdahale” davası açılabilmesi için asli müdahale talebinde bulanan kişinin derdest davanın konusu ile hukuken tanınmış bir bağlantısının, kısacası açtığı davada hukuki yararının bulunması gerekmektedir. Asli müdahale yoluyla ilk davanın taraflarının haklarını savunmalarına, hukuk mücadelesi vermelerine engel olunmadan, bu kişilerin, üçüncü kişinin haklarını elde etmelerini önleyebilme imkânı sunulmaktadır. Her ne kadar farklı ve birbirinden bağımsız davalar olsalar da beraber aynı mahkemede görülmeleri sebebiyle asli müdahale davası ilk davanın işleyişini yavaşlatacaktır. Bu sebeple ilk davanın taraflarının haklarının zedelenmemesi amacıyla asli müdahale davasının açılabilmesi için asli müdahale talebinde bulunan tarafın hak iddiasını ve hukuki yararını gerekçelendirmesi ve yaklaşık olarak ispatlaması gerekmektedir.

    Asli müdahale talebinde bulunan kişini hak iddiası ile ilk yargılamadaki taraflarının menfaatlerinin çakışması gerekmektedir. Aksi halde bir uyuşmazlık söz konusu olmayacağından üçüncü kişi asli müdahale davası açmak yerine hukuki menfaatlerinin benzer olduğu tarafın yanında fer’ i müdahil olarak da davaya katılabilir. Ayrıca üçüncü kişi ilk davanın konusu üzerinde tamamen hak iddia edebileceği gibi kısmen de hak iddiasında bulunabilir[13]. Bu hususta herhangi bir kısıtlama mevcut değildir. Bununla birlikte kişinin doğrudan hak iddiası yok ancak asli müdahale davası açmakta hukuki yararı varsa bu hallerde de asli müdahale davası açmanın mümkün olduğu görüşü bulunmaktadır[14].

    3)   Asli Müdahil Üçüncü Kişi Olmalı

    Görülmekte olan davanın tarafları ile bu davaya taraf olabilecek kişilerin asli müdahale davası açması mümkün değildir. Aslî müdahil olarak ilk davanın taraflarının dışında yer alan üçüncü bir kişinin dava açması gerekir[15]. Bununla birlikte davanın tarafı olmayan fer’ i müdahil veya davanın ihbar edildiği üçüncü kişi asli müdahale davası açabilecektir[16]Özel şartlara ek olarak asli müdahale talebinde bulunacak üçüncü kişinin taraf ve dava ehliyetinin bulunması gerekmektedir. Kanuni sınırlar çerçevesinde, ehliyetsiz kişiler adına kanuni temsilcileri de asli müdahale davası açabilmektedir. 

    4)   İlk Davanın Taraflarına Karşı Yeni Bir Dava Açılmalı

    Asli müdahale davası ayrı bir dava olarak ilk yargılamanın yapıldığı mahkemede birleştirme talepli olarak açılır. Bu sayede taraf olmayan üçüncü kişinin hak ve menfaatleri güvence altına alındığı gibi ilk yargılamanın taraflarının adalete erişim hakkı da kısıtlanmamış olacaktır. Ayrıca usul ekonomisi ilkesine uygun bir şekilde her iki yargılamanın da daha hızlı ve paralel olarak yürütülmesi sağlanacaktır.

    II.            Asli Müdahalenin Usulü


    Asli Müdahale davası ilk davanın açıldığı mahkemede o davanın davalısı ve davacısına karşı açılan bağımsız bir dava çeşididir. Bu sebeple asli müdahale davasının açılabilmesi için talepte bulunan üçüncü kişinin ek olarak dava harcı ödemesi gerekmektedir. Aksi takdirde asli müdahale talebi mahkemece incelenmez ( Harçlar Kanunu m.27 ve m.32). Asli müdahalede ilk davanın davalı ve davacısı zorunlu dava arkadaşıdır.  Ancak, kendi aralarında devam eden davadan dolayı menfaatleri birbiri ile çelişen bu mecburi dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorunda değildirler[17]


    Asli müdahalede görevli ve yetkili mahkeme ilk davanın açıldığı mahkemedir. Farklı bir mahkemede asli müdahale davasının açılması mümkün değildir. Asli müdahale davasının usulüne uygun bir biçimde açılması halinde, mahkemece ayrıca asli müdahale talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmez[18]. Asli müdahalenin amacı gereği mahkeme, her iki davayı birleştirerek birlikte inceleyip karar verecektir. Ancak davaları birleştirme talebi yoksa yahut gerekli görürse mahkeme, davalardan birisini diğeri için bekletici sorun da sayabilir.


    III.            Asli Müdahalenin Sonuçlar

                 

    Asli müdahale davası ayrı bir dava olduğu için davanın açılmasının tüm hüküm ve sonuçları doğacaktır. Örneğin, davanın ihbarı zamanaşımını kesmezken, asli müdahale davası ile zamanaşımı kesilecektir. Yine asli müdahalenin bağımsız bir dava olması sebebiyle ilk davada yargılamayı sona erdiren taraf usul işlemleri asli müdahale davasını etkilemeyecek ve bu dava görülmeye devam edecektir. Ayrıca asli müdahil bir dava tarafı olduğundan, eski hale getirme yoluna başvurabilir, isticvap talep edebilir, ıslah yoluna başvurabilir, yemin teklif edebilir, yemini kabul, iade veya reddedebilir, delil sözleşmesi yapabilir, sulh olabilir, hukuki himaye tedbirlerine başvurabilir.

    Asli müdahale davasında verilen hüküm, asli müdahil ile asli müdahalenin tarafları arasında kesin hüküm oluşturur. Ancak ilk dava hakkında kesin hüküm oluşturmamaktadır. Zira asli müdahale davasını davacı ve davalısı ile ilk davanın davalı ve davacısı farklı kişilerdir. Ancak asli müdahale davasının sonucu elbette ki ilk davayı etkileyebilecek niteliktedir. Örneğin tapu iptali ve tescil davası yoluyla mülkiyet iddia eden taraflara karşı üçüncü bir kişinin malik olduğu iddiası ile açtığı asli müdahale davasının kabul edilmesi durumunda, ilk dava konusuz kalacağından reddedilecektir. Bu nedenle uygulamada genellikle asli müdahale davası öncelikle incelenmekte, ilk dava içini bekletici mesela yapılmaktadır.

           

    Asli müdahale davasında verilen hüküm asli müdahil ve ilk davanın davacısı ile davalısı bakımından ayrı ayrı verileceğinden, taraflarca kanun yoluna götürülebilmektedir. İlk davanın tarafları asli müdahale davasında zorunlu dava arkadaşı olsalar da ayrı ayrı kanun yoluna gidebilmektedirler[19].  Her ne kadar HMK m. 328’ de fer’ i müdahil bakımından yargılama giderlerine ne şekilde hükmedileceği açık bir biçimde ifade edilmişse de kanunda asli müdahaleye ilişkin böyle bir özel düzenleme yoktur. Bu nedenle genel hükümler çerçevesinde yargılama giderleri belirlenecek ayrıca fer’ i müdahalenin aksine asli müdahilin davayı kaybetmesi durumunda varsa vekâlet ücretine de hükmedilecektir.

                                                                                                                
                                              
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               Zeynep Büşra YAVUZ

[1] Pekcanıtez/Atalay/ Özekes- Usul, s.170; Kuru/ Arslan/ Yılmaz- Usul,s. 498; Özaykut, Salih/ Beleç, Mehmet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve İlgili Mevzuat, Ankara- 2014, s. 318; Kuru- Usul, s. 513, Yılmaz, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, C.1, Ankara- 2017,s. 1331; Görgün, Şanal/ Börü, Levent/ Toroman, Barış/ Kodakoğlu Mehmet;  Medeni Usul Hukuku, Ankara- 2017, s.400.

[2] Yılmaz- Şerh, s.1331; Umar, Bilge; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara- 2011, s.225.

[3] Kodakoğlu Mehmet- Asli Müdahale Sorunu, s.6.

[4] Kuru/Arslan/Yılmaz- Usul, s. 498.

[5] Kodakoğlu Mehmet- Asli Müdahale Sorunu, s.10.

[6] Kuru/Arslan/Yılmaz- Usul, s. 498; Yılmaz- Şerh, 1330, dpn.25.

[7] Çekişmesiz yargıda davaya müdahalenin olmayacağı görüşü de mevcuttur. Hem bir davanın bulunmaması hem de iki tarafın olmayışı nedeniyle çekişmesiz yargıda asli müdahale olmayacağı düşüncesi doktrinde yerini almaktadır. Bkz: Yılmaz- Şerh, s. 1335, karş. Pekcanıtez/Atalay/ Özekes- Usul, s.171.

[8] Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz- Pekcanıtez Usul, s. 768; Özaykut/ Beleç- HMK, s. 319.

[9] Yılmaz- Şerh, s. 1336.

[10] Kuru/Arslan/Yılmaz- Usul, s. 499; Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz- Pekcanıtez Usul, s. 768; Kodakoğlu Mehmet- Asli Müdahale Sorunu, s.12; Yılmaz- Şerh, s. 1339.

[11] Yargıtay 11. HD., 01.04.2013 T., 2013/7648 E., 2013/ 6390 K.

[12] Kodakoğlu Mehmet- Asli Müdahale Sorunu, s.13.

[13] Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes- Usul, s.172.

[14] Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz- Pekcanıtez Usul, s. 770.

[15] Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes- Usul, s.172.; Kodakoğlu Mehmet- Asli Müdahale Sorunu, s.13;  Kuru/Arslan/Yılmaz- Usul, s. 499; Özaykut/ Beleç- HMK, s. 319; Yılmaz- Şerh, s. 1336; Kuru, Baki- Usul, s. 515.

[16] Aksi görüş için bkz: Umar/ Bilge- Şerh, s. 226.

[17] Pekcanıtez/Atalay/ Özekes- Usul, s.172; Arslan, Önder- İdari Yargı, s.72; Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz- Pekcanıtez Usul, s. 771.

[18] Kuru/Arslan/Yılmaz- Usul, s. 500.

[19] Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz- Pekcanıtez Usul, s. 773.